Bahâeddîn Nakşibend -kuddise sirruh-'a sordular:
"-Bir kul, namazda nasıl huşûa erer?"
O da cevâben:
"-Dört şeyle, buyurdular:
1. Helâl lokma,
2. Abdest sırasında gafletten uzak durmak,
3. İlk tekbîri alırken kendini huzûrda bilmek,
4. Namaz dışında da Hakk'ı aslâ unutmamak."
Âdâb ve erkândan uzak bir gönülle, yâni iblisin işgal ettiği bir kalb ile kılınan namaz ise, âdetâ kulun yüzüne çarpılacak bir günah paçavrası hükmündedir. Âyette buyurulur:
"Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar, gösteriş yapanlardır; hayra da mânî olurlar." (el-Mâûn, 4-7)
O halde kim ki, ta'dîl-i erkân ile namaz kılmaz, huzûr-i ilâhîde olduğundan habersiz olur ve aklı fikri ticâretinde veya başka başka dünyevî meşgalelerle dolu bulunursa, o aslâ musallî değildir. Onun kıldığı namaz dünyâda kalır, âhırette hiçbir faydası olmaz
Hazret-i Mevlâna buyurur:
"Aklını başına al da namazdan yalnız zâhiren değil, mânen de istifadeye bak! Tane toplayan bir kuş gibi Allah'ın büyüklüğünden habersiz bir şekilde sadece başını yere koyup kaldırma!..
Hazret-i Peygamber Efendimiz'in; «İnsanların en fenâ hırsızı, namazından çalandır.» (Hakim. el-Müstedrek, 1, 353) beyânına kulak ver!.."
Sayfa 149 - Erkam Yayınları, Genç Kitaplığı, İstanbul 2010·Kitabı okudu
Bizden istenen; maddi ve mânevî ihtiyaçlarımızın Cenâb-ı Hakk'a arz edildiği bir namaz... "Secde et ve yaklaş!" (el-Alak, 19)
buyuran, kuluyla beraberlik isteyen Cenâb-ı Hak ile mülakat hâlinde bir namaz...
Bedenin kıblesi Kâbe olurken, kalbin kıblesinin de Cenâb-ı Hak olduğu bir namaz...
Sayfa 156 - Erkam Yayınları, Genç Kitaplığı, İstanbul 2010·Kitabı okudu