Merve Bozkurt

Asr-ı Saadet, bizim nefes aldığımız yerdir. Her taraftan her türlü nahoş kokunun yayıldığı ve her türlü virüsün ortalıkta kol gezdiği şu ufunetli asırda, Asr-ı Saadet, bir bakıma ruhlarımız için sığınak niteliğindedir. Mü'minlerin dahi türlü çeşit zillete ve illete, özellikle de söylem-eylem uyuşmazlığı illetine duçar olduğu bir helaket-felaket asrında, Saadet Asrı ruhumuzun oksijen çadırıdır. İçinde olduğumuz çağda yaşananların nicesi ruhumuza 'nefes darlığı' yaşatırken, ancak Asr-ı Saadetin hatırasıyla ruhlarımız nefeslenmektedir.
Reklam
Hem dünyaya düştüğümüzden beri, Sevgili'nin bahçesinden uzaklaşmış "yaralı ceylanlar" değil miyiz, her birimiz?
Secde hiç olmaktır, hiçleşmektir. Hiçleşmek ise, bir daha asla kalkamayacağın bir biçimde yüz sürmektir toprağa! Sen bu secdenin izini alınlarda değil, kalplerde ara! Şayet bir kalpte bu türden bir secdenin izini buluyorsan, hiç tereddüt etme, yüz süreceğin toprağı bulmuşsun demektir. O haldeyken bırak kalbin o kalbe secde etsin!
Sayfa 29·Kitabı okudu
İnanmak, gerçekte uğruna ateşlere atılacağımız, atılabileceğimiz sevdaların sahibi olmak değil midir?
Sayfa 21·Kitabı okudu