SEN İNSAN MISIN?
Çocukluk yıllarımız, enn masum anlarımız...
Hiçbir şeyi kafaya takmadan, güle oynaya geçen musmutlu dönemlerimiz, arkadaş ayırt etmeden her çocukla oynadığımız günlerimiz. Senin baban çiftçi, benim babam tüccar, onun babası memur hesabı yapmadığımız, çoğu kez aynı bardaktan su içtiğimiz, ayakkabılarımızı birbirimizle değiştirebildiğimiz, aynı yolları defalarca birlikte geçtiğimiz o yıllar. Hatırlayınca yüzde tebessüm uyandıran saf düşüncelerimiz... Keşke her dönemimiz çocukluğumuzun masumluğu, temizliği gibi geçse, keşke yine tüm bedenimizle hissedebildiğimiz ağız dolusu kahkahalar atabilsek hep birlikte...
Ama büyüyoruz, büyüdükçe de o günlerin saflığını, masumluğunu unutuyoruz! Büyüdükçe, para-kazanç hesabı, sen-ben ayrımı, mevki farkı, o şehir-bu şehir davası, doğulu-batılı düşüncesi, ayırdıkça ayırıyoruz hayatımızda olan her şeyi ve en önemlisi İNSANI...
Tüm insanlara önyargıyla yaklaşmaya başlıyoruz, tek bir 'birey' olarak bakmak yerine din, dil, ırk ayrımı yaparak yaklaşıyoruz İNSANLIĞA...
Tam da bu ayrımın romanı Bülbülü Öldürmek.
İnsanları nasıl da göz göz kafeslere yerleştirip onlara, ırkına göre ezici, hırpalayıcı, hor görülen ya da yüceltici sıfatlar yüklenip hayat boyunca ve asırlarca bu sıfatların değişmeyişini gösteren, çocukluğumuzun temsili olacak, minicik bir yüreğin dilinden, Scout Finch'in dünyasından, tüm insanlara bu ayrımı anlatan bir roman.
Kız-erkek ayrımını, yaşanılan bölge ayrımını, sülale soy ayrımını ve biraz daha gün yüzünde olan Zenci-Beyaz ayrımını yaşadığı bölgeyle özetleyen, bu küçük kızın romanı Bülbülü Öldürmek.
Henüz küçücükken kız olduğu için pantolon giymesini hoş karşılamayan bir hala, bölge bölge ayrılmış ve güçlünün güçsüzü ezdiğine tanık bir okul ve zencilerle beyazları asla aynı kefeye koymayan bir dizi