Prangaları bileğmize bağlayan şey, çocukken ifade etmemeyi öğrendiğimiz, sonra da farkına varmamayı öğrendiğimiz gerçek hislerimizle reel yaşantımız arasındaki kopukluktur.
Sadakatsizliği sindirmek, yılanın kediyi bütün olarak yutması gibidir. En kötüsü de kedi dokuz canlı olduğundan içeriyi tırmalamaya devam eder çoğu zaman. Ama kişi eninde sonunda olanı hazmettiğinde, kedi yutmuş bir yılandır artık. Nietzsche’nin söylemiyle; öldürmeyenin güçlendirdiği kişidir.