çocuk meselesinin aslında hiçbirimizin umurunda olmadığını, "Çocuklar; onlar bizim geleceğimiz!" derken buna gerçekten inanmadığımızı, Sokaktaki Adam'ın yırtık, eski ayakkabılarıyla değil de, ayağında ayakkabı olmadığı zaman önem kazandığı gibi, çocuğun da ancak işimize yarar şekilde görünür bir mağduriyeti olduğunda, kendisiyle değil, realitesiyle değil, bir sonuç olan o mağduriyetle önem kazandığını gösteriyor.
Alice Miller,
"Nefret, normal insana özgü bir duygudur, bu duygu kimseyi öldürmemiştir” diyor.
Nefretin arkasında yatan nedeni açığa çıkarmak elzemdir; çünkü "bağışlama gizli nefreti ve kendinden nefret etmeyi ortaya çıkarmaz, aksine çok tehlike bir şekilde üzerini örter."
Yaşanan nefretin değil, reddedilen ve biriktirilen nefretin yıkıcı ve sonsuz olduğunu, yaşanan her duygunun zamanla bir başkasına yol açtığını vurguluyor.
"Kötü muamele gören ve bu yüzden hiç büyüyememiş çocuklar, hayatları boyunca kendilerine acı çektiren kişilerin ‘iyi taraflarını’ görme çabası içinde olacak ve bütün umutları, beklentileri bu çaba doğrultusunda olacaktır."
Yaşanan bir şokun üstesinden gelmenin en iyi yolunun, eskiden tavsiye edildiği gibi unutmaya çalışmak değil, bunun ne anlama geldiğini hissetmek ve anlamını yitirene kadar o şok hakkında konuşmak olduğu kanıtlanmıştır. Susmak, yaralanmış insanların en büyük düşmanıdır.