Kitabı elime almaya korkuyorum. Hıçkıra hıçkara ağlayıp sonunu çılgınlar gibi merak ettiğim aynı zamanda bitmesin dediğim tek roman.Balıkesirli Gülşah ve Diyarbakırlı Şahin. Yaşadığı toprakları vurgulayarak yazdım çünkü toprakları sevdalarına aşklarına sevgilerine engel. Aşklarını imrene imrene ağlaya ağlaya okudum. Kitabı elime aldığımda bırakamdım 21. Yüzyılda şöyle aşklar var mı dedirten cinsten bir aşk. Nasıl anlatılır bilemiyorum çok güzel bir edebi dili olmamasına rağmen oluşan duygu yoğunluğuna yaşanan aşkın gerçekliğine imkansızlığına kaderin onlara oynadığı acımasız oyunların etkisinden çıkmak ne mümkün. Kitap bittikten sonra oluşan o buruk his iliklerinize kadar hissedeceksiniz o kadar duygu doluyum ki kitabı okuyanlar anlar kendinden bir şeyler bulup bulup okuyanlar anlar beni. Bir kız aşık olduğu adam tarafından ne kadar güzel sevilmesi gerekiyorsa öyle sevgildi Gülşah belkide çektiği acılar onun bedeliydi.
Okuyunca tüyleriniz diken diken olucak. Yazarın ustalıkla kaleme aldığını sonda tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Cadenc’nin trajedik olayı ve sonrasında yaşadıkları..