“On beş yaşındayken iradem öğrenmeye yönelikti. Otuzuma geldiğimde, yolumu saptamıştım. Kırkımda artık kuşku diye bir şey kalmamıştı içimde-kulaklarım ise ancak altmışımda açıldı.”
Kitap da ses çıkarmaksızın sakin ve büyük bir yüreklilikle dayanmaktaydı bu işkenceli ölüme. Çığlıklar yükseliyordu insanlardan; kitap ise ses çıkarmadan yanıyordu. Ermişlerle, din uğruna acı çekenler bağırmazdı.
Bilinç, gerçekten değer taşıyan düşünceler için saklanmalıydı. Düşünceleri besleyen bilinçti ve düşünceler bilinci gereksinirdi. Bilinçten yoksun düşüncenin varolabileceği tasarımlanamazdı.