“Kalbe tevhid inancını sokmak için önce onu boşaltmalısın,” demişti Şeyh Edebali. “ Kalpte ‘ben’ varsa, tevhid yoktur. Aklı ve kalbi temizleyeceksin, orada Allah’tan başka ne varsa her şeyi ama her şeyi atacaksın. Kolay değildir bu. ‘Ben’in orada tam bir cephaneyle bekler. Benlikten başka hiçbir şey oraya girmesin ister. Kandırır seni, tevhid de burada, der, Allah inancı da burada duruyor, der inanırsın, imanım kuvvetli sanırsın. Ama çoktan kandırmıştır seni. Gururu en büyük silahıdır. O kapıdan içeriye ne girerse tek bir yumrukla alaşağı eder. Güçlüdür, kolay kolay yere yıkamazsın. Tekrar tekrar rahatsız edilmeli, üzerine tekrar tekrar ordular gönderilmelidir. İşte budur, ‘La’nın mantığı. Olumlamak için önce olumsuzlayacak, doldurmak için önce boşaltacak, ruhunda ne varsa arındıracaksın. Boşaltacaksın ki, asıl ev sahibine yer hazırlansın. Kalbe İsm-i Celal öyle bir girmeli ki, orada kalan ne varsa tuz buz etmeli. Her şey onun ışığıyla kör olmalı, başka her güç onun kudretiyle ezilip büzülmeli. Benliğin kalbin etrafına örtüğü surlar teker teker parçalanmalı. Şahadet zikri işte böyle etkili bir iksirdir. ”