Merve Sallı Bıyıkcı

Tasdikten mezar taşına ne ki, mezar taşlarından daha çok kim ve ne tasdik edilmiştir ki dünyada?
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ben hayatta kendime bir yol bulamadım, yapamadım da, mevcutlara giremedim de. Tırmanamadım da, büsbütün aşağı yuvarlanamadım da. Anlatılan, görünen, gösterilen şeylerin yol oluşu bana inandırıcı gelmedi. İnandırıcı gelmek bir yana varlığı bana yokluk geldi, yokluğu varlığa kanıttır diye yokluğunu ikrar etmek varlığına tanık tutulurum diye bana hepten perişanlık geldi.
Ben kendimi ömrüm boyu, neden bilemem, aslını bilemem, sebeplerini bilemem, bir kusur timsali olarak gördüm. Bir kusur sürahisi idim de ne akıtsam öyle akıtır, kusurlu akıtırdım. Hep eksik ve kırıktım da tamlanamazdım. Hep yarım ve yanlış anlamadaydım da doğrulamazdım. Hep bir ayıp gizlemek zorundaydım da bu ayıp zaten bendim, bundan kurtulamazdım.
Zaten hep bir yerden bir yere gitmek, gidilen yere alışmak, göçülen yerin hasretinde olmak, mukayese etmek, yol hazırlıkları ve eziyetler ve yerleşmeler büyüklerin dünyasına aittir.
Yaşamaktan duyduğum müthiş sıkıntı büyük dert, nefes almak ve tamam işime yaradı deyip geri vermek ama sonra dayanamayıp koy vermek, işte bu ve bu kadar. İntihar edenleri büyük ölüler saymadım, imrendim, genç ölenler, işte onlara hayrandım, hayrandım da, ben bu hal ile sahi neydim? Bunu hiç bilemedim