Tekrar ilkokuldaydım sanki. Güçlülerin yerine zayıflar birikmişti etrafıma, yenenlerin yerine yenilenler.Yaşamımı onların eşliğinde sürdürmek alınyazım olmalıydı. Çok sıkıyordu bu canımı,,
beni asıl rahatsız eden bu gerizekâlıların beni dayanılmaz bulmalarıydı. Kelebeklerin ve arıların arzuladığı bir çiçek olmak varken, sinekleri cezbeden bir bok parçasıydım. Yalnız yaşamak istiyordum, yalnız olunca daha iyi hissediyordum kendimi, daha temiz, ama onlardan kurtulacak kadar zeki değildim. Onlar benim efendilerimdi belki de: şekil değiştirmiş babalarım. Her neyse, salamlı sandviçlerimi yerken gelmeleri can sıkıcıydı.
Arabamı bırakıp yanlarına gittim. Ne yapacağımı bilmiyordum. Hoşlanmıyordum onlardan, hiçbir zaman da hoşlanmamıştım. Başkaları onları mükemmel bulabilirdi ama ben öyle bulmuyordum. Kadınsı bir şey vardı bedenlerinde. Yumuşaktılar, ateşle karşı karşıya kalmamışlardı hiç. Harikulade hiçlerdi hepsi. Midemi bulandırıyorlardı. Nefret ediyordum onlardan. Sürekli boğazıma sarılan karabasanın bir parçasıydılar.