Cezaevi yönetiminin seçtiği filmin adı "Girdap'.
Selçuk Yöntem, Ali Sürmeli gibi usta oyuncutarla gençlerinvrol aldığı bir film. Seyrettim.
Senaryo ilginçti: Taşralı modern-orta sinıf bir ailenin çocuğu üniversitede okumak için İstanbul'a geliyor. "Tesadüf"' eseri tanıştığı iki Müslüman öğrenciyle aynı evi paylaşıyor. Öğrenci bekâr evindeki doğaüstü olaylardan etkileniyor, arkadaşları tarafından
bir hocaya yönlendiriliyor. Bu ilişki genci yeni bir çevreve sokuyor. Burada tanıştırıldığı biri Afganistan'da savaşmış bir mücahit.
Bu ilişkiler sonucu gencin hayatı değişiyor, sevgilisinden ayrılıyor, sakal bırakıyor vs. Sonunda yapılan konuşmalardan etkilenip canlı bomba oluyor ve Sultanahmet Meydanı'nda bir
turist otobüsünü havaya uçuruyor.
Filmin sonunda anlıyoruz ki bu genç bir tuzağa düşürülmüş. Evdeki doğaüstü olaylar kurguymuş. Filmin finalinde ev arkadaşları, hoca ve mücahit, ellerinde viskiyle toplantı yapıyor ve yeni bir av üzerine kahkaha atarak konuşuyorlardı.
Dini ritüeller kullanarak bir genç tuzağa düşürülmüştü. Yani; dış güçler komplosu!
'Girdap" bir film...
Gerçek bir olaydan yola çıkılarak senaryolaştırıldığı yazılıydı filmin basında, ilginç Türkiye'de hiçbir suikast/ cinayet arkasında "derin güçler" olmadan gerçekleşmiyor gibi kolaycı komplo teorisi yerleşti zihinlere artık.
Hangi cinayet işlense, katil neden işlediğini, nasıl yaptiğını açık açık anlatsa da "Hayır, ○ bilmiyordur, arkada mutlaka birileri vardır" diye düşünülüyor. Sıradan vatandaştan politikacıya, gazeteciden savcıya kadar herkes koro halinde bunu seslendiriyor: "Arkada birileri var!"