Şahsına münhasır

Şahsına münhasır
Göründüğüm, yansıdığım , yazılarımdan anlaşıldığım.gibiyim. Ne eksik, ne fazla. 01.02.24 [K&M]
Türk Dili Ve Edebiyatı
114 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
*İLİM TAHSİLİNİN EHEMMİYETİ*
Ebu’l-Ferec Abdurrahman bin Ali (rah.), Saydü’l-Hâtır isimli eserinde buyuruyor ki: “İnsanlara bakıp hâllerini düşündüm, ekserisini zararda gördüm. Kimisi gençliğini türlü günahlarla geçirmekte, kimisi dünyevî lezzetlerle devamlı meşgul olmakta idiler. Kimisi de ilim tahsilinde çok gayretliydi. Her insan, yaşlandığında geçmişte işlediği hatalara, elinden kaçan faziletlere hayıflanıyor. Eğer yaşlı kimseye günahları bırakmak nasip oldu ise daha önce işlediklerine üzülüyor. Eğer gafletten uyanmak nasip olmadıysa böyleleri de yaşlılıktan dolayı, dünya lezzetlerini elinden kaçırdığı için üzülüyor. Ömrünü, gençliğini ilim yolunda harcayan kimse ise yaşlılık zamanında, güzel bir hâl içerisinde bulunuyor. Ektiklerini hasat eden bir çiftçi misali, gençliğinde öğrendiği ilmin semeresini görüyor, ilminden kendisi istifade ettiği gibi insanlara da faydalı oluyor. Elinden kaçırdığı dünyalık lezzetlere üzülmüyor. Zira o, ilim lezzetine nâil oluyor. İlmiyle işlediği ameller, ona manevî zevk veriyor. Akrabalarımdan, ömrünü dünyalık kazanmak peşinde geçirenlerle kendimi mukayese ettim. Ben, çocukluğumu ve gençliğimi ilim tahsiline sarf etmiştim. Hâlbuki elime geçtiğinde pişman olacağımı bildiğim şeyler dışında, onların kavuştukları her türlü nimete nâil olduğumu gördüm. Hâlime baktığımda yaşayışımın daha geniş, halk arasında makamımın daha itibarlı olduğunu gördüm. Eğer (iblis tabiatlı birisi): ‘Peki, ya yorulduğun ve uykusuz kaldığın geceleri niçin anmıyorsun?’ derse, derim ki: ‘İlim tahsilinin lezzetini alan kimse, bu uğurda çektiği sıkıntıları hissetmez, talebeye, bunlar baldan tatlı gelir. İlmin lezzeti, çekilen her türlü acıyı bastırır. Ben, gençliğimde ilim tahsil ettiğim vakitlerde, yemek için ancak kuru bir parça ekmek bulabilirdim. Onu da bir nehir kenarına gidip su ile
Reklam
Ân oluyor kimse için vazgeçilmez bir insan olmadığını, birinin hayatından nasıl da kolayca çıkarılabileceğini ya da kendinin başkasından bir çırpıda nasıl uzaklaşabileceğini kavrıyorsun. Eşlik edenler, dostlar ve yârenler hep değişir, yalnızca birkaçı silinmez bir iz bırakır.
Hatasını telafi etmeye çalışan, ‘kastım öyle değil böyleydi’ diye düzeltme gayretinde olan, dostluğunu kaybetmek istemeyen, kırgınlık sebebi olmayı değil mutluluk vesilesi olmayı bilen, üzülüp gittiysen sana ulaşmak için çabalayan biri, hayatın sana verdiği en büyük armağandır.
Bazı insanlara ne kayıtsız ol ne de sitem ve gayret içinde, hayatlarından direkt olarak çık, etraflarından uzaklaş, bazı insanlarla en iyi anlaşma ve uzlaşma biçimi bazen böyledir. Bazı ilişkiler ne yaparsan yap asla dikiş tutmaz.
Bir kere de ben bekleyeyim ondan bir ses gelsin diyorsun ama beyhûde, ne gelen var ne giden. Onu beklemekten de ona gitmekten de yüksünmedin hiç, yüksünmezsin de. Onun kalbinde sana ayrılmış bir köşe olmadığını anladın ve içerledin sadece. Karşılıksız kalan her his, keder verici.
Reklam