Şahsına münhasır

Şahsına münhasır
Göründüğüm, yansıdığım , yazılarımdan anlaşıldığım.gibiyim. Ne eksik, ne fazla. 01.02.24 [K&M]
Türk Dili Ve Edebiyatı
114 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Herkesin aybından çekip de dili Kendi aybını bilmek irfân didiler Yozgatlı Hüznî Başkalarının ayıplarından dili ve gönlü uzak tutup, kendi ayıplarını bilmeye irfan derler.
Herkesin aybından çekip de dili, Sonra diyenler kendi aybından yedi eli.
Reklam
Gamdır bu hayatta her daim tadımı kaçıran Gam çeker mi hiç gönlünü feyze daldıran
Sâkî gam-ı devrân ile gâyette melûlüm Bir câm-ı ferâh-bahş ile def eyle melâlim
Bazı sukûtlar çok sesli, çok cümlelidir.
“Aynı insanların ruh hallerinin farklı olduğunu nasıl anlayabiliyorsunuz?” “Kendileri anlatıyor.” “Muhabbet mi ediyorsunuz her biriyle?” “Bilakis susarak anlatıyorlar. Konuşmaya başlayınca hakikatin üzerini örtme telaşına düşüyorlar, olmadıkları gibi görünüyorlar, yalandan gülümsüyorlar, içindekileri açık etmemek için titizleniyorlar, hiçbir şey yokmuş gibi, her şey aynıymış gibi geçiştirmeye çalışıyorlar. Ama susunca öyle değil; sustuklarında camdan dışarı bakışlarından anlayabiliyorum, dalgınlıklarından, iç çekmelerinden kafalarından neler geçirdiklerini tahmin edebiliyorum.
Edebiyat
Sükûtun da bir sesi vardır. Onu duyacak yürek lazım. Şems-i Tebrizi
biriyle ilk tanıştığındaki hislerini özlemek, o masumiyeti aramak ve "keşke hep aynı kalsaydı" diye iç geçirmek ama bir daha asla o hisleri bulamayacağını da içten içe bilmek. bunun gibi boğaz düğümleyen pek az duygu vardır.
Hayata Dair
Bu yorum görüntülenemiyor