Şahsına münhasır

Şahsına münhasır
Göründüğüm, yansıdığım , yazılarımdan anlaşıldığım.gibiyim. Ne eksik, ne fazla. 01.02.24 [K&M]
Türk Dili Ve Edebiyatı
114 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Sınanmadığı acılar, maruz kalmadığı hâller üzerinden kesin ve keskin konuşan insanlar çok tehlikeli. Sadrında bir yara açılan, bir derde uğrayan insan bu kadar net konuşamaz. Umur görmüş, canı sahiden yanmış insanlar olmadık işlerin de başa geleceğini gözeterek konuşur.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Medresede hoca ders anlatmakta. Bir talebe parmak kaldırır: Susadım hocam der -Hoca: Avam gibi su istenirmi diye talebeyi azarlamış. Suyu böyle isteyeceksin diye anlatmaya başlamış.. "Derunum ateşi nar ile püryan idiğünden bir kadeh tebriz abı hoş güvar, nuş eyleyerek teskini ateşi ve suret ile iktisabı ferahı bişumar eylemeliyim" diyerek isteyeceksin demiş. Aradan zaman geçmiş kış günü aynı sınıf aynı hoca ders yapıyor, sınıfın ortasında soba yanıyor, sobadan fırlayan bir kor ateş hocanın kavuğuna düşüyor. kavuk tütmeye başlıyor, hocanın haberi yok. Susadım hocam diyen talebe parmak kaldırıyor -Hoca: Söyle diyor.. -Talebe: Ey hace-i bi misâl, bu şakirti pür kemal şol vechile arzı hal eylerki. Bi hikmeti müteâl, nârı mangaldan bir şerrareyi cevval pertap ile serü alül âlinizdeki sarığa işal eylemiştir. Hoca tutuşan sarığını başından kaldırp pencereden dışarı atmış ve hışımla dönmüş, talebeyi "bre çocuk  kavuğun tutuştu desene" diye azarlamış.. -Talebe: "Hocam avam gibi yandı tutuştu denirmi hiç" der.
Herkesin gördüğünden fazlasını gören ve hisseden, her şeyi gereğinden fazla duyan ve anlayan hassas insanın sinirleri hep haraptır. Yeri gelir başkasına çâre olur ama kendini teselliye mecâli kalmaz.
İnsan affedince yeniden yan yana gelmeye, birlikte yürümeye karar vermiş olmaz her zaman. Affetmek bazen de ona dair her şeyi silme ve ondan arınmadır. İnsan saplanıp kaldığı, inatlaştığı, vedalaşmadığı ya da içinden azat edemediği şeyin esiridir. Affeden, tutsaklıktan kurtulur.
Asil ruhların kederli bir siması vardır çünkü kuru bir bakışla değil kalplerinin nazarıyla bakarlar, vakariyetleri oradan gelir. Mutlu anlarda bile neşeli bir keder içindedirler. Hüzne aşina olanlar, onların bu hâlini duyar ve hisseder.