Şahsına münhasır

Şahsına münhasır
Göründüğüm, yansıdığım , yazılarımdan anlaşıldığım.gibiyim. Ne eksik, ne fazla. 01.02.24 [K&M]
Türk Dili Ve Edebiyatı
114 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Eskiden bir incitenler vardı, bir de incinenler vardı.Şimdi incinenlerin de incitmeyi öğrendiği bir zamandayız. Ne kötü bir öğrenme biçimi incinsen de incit. İncinmeden incit...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanı her zaman bir başkası aldatmaz, bazen de insan birine aldanmak, ona kanmak ister. Yaptığımız bazı fedakârlıkların, gereğinden fazla sevmelerin, göz göre göre gidilen hataların çoğu zaman tek sorumlusu bizzat insanın kendisidir.
Kırılmalara alışma tabiri
Hayat tüm inancınızla birine karşı duyduğunuz sevginin hüzne dönüşme sahnesidir. Ve hayat ilk kırıkların oluştuğu bir durakta tüm kırılmalara alışma tabiridir. Buna sebep olan durumu sorguluyorum. Ve yıllar öncesine küçük bir yolculuğa çıkıyorum. Uzaktan uzağa yakınlık duyduğum birine karşı nedensiz mesafeler girmeye başlıyordu aramıza, arada bir de aramızdaki bağın hiç koparamayacağına dair bir inanç oluşuyordu içimde.. Garip kurduğum cümleler, düşlerimde ki o, yaşadığım tüm anılarım... Tarifine yetmiyor kelimelerim öyle bir tuhaflıkla doluyum. Hayat diyorum tecrübe kazanmak için yeterli bir zaman sunmuyor. Birine karşı duyduğunuz sevginin küçük kırıntılarla hüzne dönüştürüyor. Bir yanım tüm hüznümle onda kalmayı beceriyor. Bir yanım da harabeye dönüşüyor hala ve sanırım ansızın bir sarsıntıyla kendimi derin bir enkazın “altında buluyorum. İçimde bir felaket kopuyordu. En çokta onu incitiyordum orda... Şöyle söyleyeyim “Ne kadar kırılırsanız kırılın ,insan hep birine sığınma ihtiyacı duyuyor.” Ve sanırım insan en çokta kendine kırılıyor bu kırıklarıyla yine bir şekilde baş etmeye çalışıyor. Zamanın talihsizliği burada başlıyor. Koca bir sır ne yapsakta bir türlü çözemiyoruz.Oysa zamanın sır olarak sakladığı geçmiş ve gelecekler bizde hep bir düş kırıklığı var etmeye yetiyor. Zamanın sırrını çözeniniz var mı acaba? Günün birinde susmaya yüz tutarsa kelimeleriniz susmayın. Sustuğunuz her an için kendinizi ıstırap içinde bulacaksınız. Lakin ne zaman susmaya başlasam; “O zaman bir yerlerim acımaya başlıyor.Bu yüzden benim susmamam gerek...” Sizde susmayın. Belki hüzünleriniz eksilmeyecek kırıklarınız geçmeyecek ama o acı ıstıraba karşı da direnme gücü bulacaksınız.”
“Saat’in geçmesine mi kanayım, Kurduğum onca düşlerimle mi avunayım.Bir yıldıza bakıp dilek mı tutayım yoksa... Her şeyin iyi olacağına inansam iyi olur belki de…Karma karışık bir haldeyim..”
Bazı yüzlerle karşılaşınca yaşadığımız zamanın içinde bambaşka zamanlar olduğuna inanırız. Bazı yüzler, kötüye giden bir dünyanın içinde iyiye giden bir yol olacağını gösterir, bize içimizdeki güzellikleri hatırlatır, daralan dünyamızı ve vaktimizi genişletir. Büyük lütuf.