Milena, aslında mesele bu değil, sen benim için bir kadın değilsin, bir kız çocuğusun, daha safını görmediğim bir kız çocuğu, sana elimi sürmeye bile cesaret edemem ki küçük kız; o kirli,titrek,pençeyi andıran, kararsız,güvensiz,sıcak olduğu kadar soğuk da olan elimi.
Gerçi Salı günkü mektubunuzun da sivri tarafları var, insanı bedeninin ortasından yarıp geçiyor, ama onu sen yönlendiriyorsun ve senden-bu elbette bir anın gerçekliği; mutluluk ve acıdan titreten bir anın-senden gelen neye katlanmak zor olabilir ki?
"Odamdaki serçe ekmek kırıntılarını yiyor;titrek, her sese kulak kabartır, her hareketi izler ve tüylerini kabartmış bir halde. Gelen iki mektubunuzu aynen onun gibi okuyorum ben de."
Milena, burada olsaydınız ve ey düşünmekten aciz, seni zavallı akıl seni!Sizi özlediğimi söylersem yalan olur, en mutlak ve en acı verici büyü şudur; buradasınız, tıpkı benim gibi, hatta benim olduğumdan da fazla, ben neredeysem diz de oradasınız, benim gibi, hatta benden daha fazla varsınız.