"Mektubunuza kavuşmak öyle güzel ki, size uykusuz bir zihinle cevap vermek zorunda olmak. Ne yazacağımı bilmiyorum, sadece satırların arasında geziniyorum, gözlerinizin ışığında, ağzınızdaki nefeste, tıpkı mutlu ve güzel bir günde dolanır gibi; kafam hasta, ben yorgun, pazartesi günü yola çıkacak da olsam bugün böyle güzel kalacak..."
Kesin gelmeyeceğim,yine de diyelim ki geldim, ama böyle bir şey olmayacak, kendimi korkunç bir şaşkınlık içinde orada bulursam, ne kahvaltıya ne de akşam yemeğine ihtiyacım olur, üzerine uzanabileceğim bir sedye yeter. Hoşça kalın burada kolay bir hafta olmayacak.
"Oysa ki mektuplara olan bu tutku saçma değil mi? Tek bir mektup, tek bir bilgi yetmiyor mu ? Kuşkusuz yetiyordur, ama insan yine de şöyle bir arkasına yaslanıp doyasıya içmek istiyor mektupları ve tek bildiği ise içmeye devam etme isteği oluyor. Hadi, bunu açıklayın Milena, öğretmen hanım!..."