İki yanına bakıp kimin kendisine dost olduğunu anlar. Arkasına bakıp düşmanlarını tanır. İhanet karşısında acımasızdır ama intikam aramaz, düşmanlarını hayatından çıkarmakla yetinir, onlarla gereğinden uzun dövüşmez.
Sorumlu bir savaşçı, dünyanın yükünü omuzlarında taşıyan biri değildir, içinde bulunduğu ânın getirdiği güçlüklerle başa çıkmayı öğrenmiş olan biridir.
Işığın savaşçısı, herkesin birbirinden korktuğunu bilir. Bu korku kendini genellikle iki biçimde gösterir: saldırganlık ya da boyun eğiş. Bunlar, aynı sorunun iki yüzeyidir.
Bu yüzden, savaşçı ne zaman içine korku salan birinin karşısında bulunsa onun da kendisi gibi güvensizlik duyduğunu aklından çıkarmaz. O da benzer engellerle karşılaşmış, benzer sorunlarla yüz yüze gelmiştir.
Ancak savaşçı bu durumla nasıl başa çıkacağını karşısındakinden daha iyi bilir. Neden? Çünkü savaşçı korkuyu motor olarak kullanır, fren olarak değil.