"Rabbim" dedi. "Ben Musa değilim ama şu peşimize düşenler var ya onlar firavun. Şu Harşit'i Kızıldeniz edip önümüzde ikiye ayırsana."
Irmak eskisinden de azgın, kudurup duruyordu.
Bu kez, Gaspıralı'nın Tercüman'ını okumaya başladı. Gaspıralı "Dil, lisan itibarıyla hep Türk dili ile söyleşirler, hep Türk'tüler" diyordu. Cümlenin son kısmını ezberledi Settarhan; "Hep Türk dili ile söyleşirler, öyleyse hep Türk'türler."
Ayna önünde kendi kendisini memnuniyetle seyretmesindense onun bir aşkın henüz başlangıcında olduğunu çıkardı. İnsan âşık olmasa kendi görüntüsünden bu kadar memnun kalabilir miydi?