Muallim Bey

Muallim Bey
@Muallim_bey
İnsana biraz dünya bulaşınca yolunu yitiriyor. Ayaklarımızı dinin üzere sabit kıl Yâ Rabbenâ!!
Ehemmiyet ve kıymet, ekseriyetle keyfiyete bakar, kemmiyete az bakar veya bakmaz.
Sayfa 71·Kitabı okuyor
Din
Reklam
İsmet Özel - Münacaat
Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves ettim gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi. Çeşme var, kurnası murdar yazgım kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.
Gerçekten tartışmak zorunda mıyız??
Zaman zaman arkadaşlarımla bazı konularda tartışıyorum. Ancak şu ana kadar hiçbir tartışma neticesinde fikirler değişmedi. Boşa mı kürek çekiyoruz? Genelde böyledir. İnsanlar uzun saatler boyunca yıllar yılı tartışırlar da kimse bir milim kendi bulunduğu düşünceden oynamaz. Bu noktada tartışma için üç tane soruyu mutlaka düşünüp öyle tartışmak lazım. Bunlardan birincisi “Neyi tartışıyorum?” sorusudur. Tartıştığım şey gerçekten tartışmam gereken bir şey mi? Bir futbol maçının bilmem hangi dakikasındaki pozisyonu ya da bir siyasetçinin başka bir siyasetçi hakkındaki beyanını veya ülkenin bir köşesinde gerçeklemiş bir kötülüğü bir ömür tartışsam nereye varabilirim ki? Bu nedenle tartışacaksak tartıştığımız konunun mutlaka tartışmaya değer olduğuna ikna olmamız lazım. İkincisi “Niye tartışıyorum?” sorusudur. Anlamak mı istiyorum, anlatmak mı istiyorum. Tartışma sonucu karşı tarafı anlamaya, ikna olmaya, hak vermeye açık mıyım yoksa ne olursa olsun kendi fikrimi ve durduğum yeri mi savunmak niyetindeyim. Anlatmak istiyorsa karşı tarafın böyle bir talebi ya da an itibarıyla kapasitesi ya da hazır oluşluğu var mı onu da göz önünde bulundurmam lazım. Ben nasıl anlatırsam anlatayım karşı taraf anlamaya açık değilse ya da anlama imkanı yoksa tartışmak anlamsız olacaktır. Üçüncüsü “Ne ile tartışıyorum?” sorusudur. Tartışacağım konu hakkında yeteri kadar bilgim ve fikrim var mıdır, bu konu hakkında enine boyuna daha önce düşünmüş müyüm bir kontrol etmekte fayda var. Üzerine daha önce hiç düşünmediğim ya da detaylı bilgi sahibi olmadığım bir konuda yaptığım her tartışma her türlü riski içinde barındırıp en çok bana zarar verir. Son olarak bir meseleyi de muhakkak düşünelim: Gerçekten tartışmak zorunda mıyız?