Kişilikler ne kadar zıt olursa olsun insanlar iyi ilişkiler kurmayı başarabilirler. Evliliklerin problemi kişilik uyumsuzluğundan çok, iletişim kurmayı becerememekten kaynaklanır. Bunu başarabilenler, sevgi, iyi niyet ve esnek olunması şartıyla, herkesle beraber olabilirler.
Gerçek özgüven, kişinin kendine saygısı olmakla birlikte, kendini hiçbir zaman yeterli görmemesidir. Kendini yeterli görmek, gerçekçi değildir ve gelişmeyi durdurur. İnsan, sürekli olarak gelişen ve yapısında “yeniliği arama “geni bulunan bir varlıktır. Bizler, sürekli yeniliği arama çabası içinde olacağız ki yeni kuşaklar bizden daha ileri olabilsinler.
Aileler, kız çocuklarını okutmaya özen gösterip, “kızımın bir mesleği olsun; kocası kendisine şiddet uygularsa kendini daha kolay savunsun,“ diye düşünürler. İnsanın eğitim düzeyinin yüksek oluşu, ona elbette güven verir; ancak bunun faydası yanında şöyle bir sakıncasından da söz edilebilir: bu durumda kadın, kendini güvende hissettiğinden, en küçük bir sürtüşmeyi bile kısa sürede evlilik tartışması haline getirebilir. Bunun dışında, eğitimsiz bir kadın da, kocasıyla pekala güzelce geçinebilmektedir. Bu yüzden *insanın kişiliğini eğitmek, ona meslek kazandırmaktan;iletişimi öğretmek,ekonomik bağımsızlık sağlamaktan daha önemlidir*
Okuyan insanda eşine şiddet uygulayabiliyor .Şiddetin eğitimden çok kişilikle alakası vardır.