"Yolumuzu, biz mi tayin ederiz? Yoksa birtakım eller, çıktığımız yolculukta bizi, kendi şartlarına ve kanunlarına göre, bu şartların çizdiği istikametlere doğru mu iterler? Bu, bütün çağlar boyunca, insanoğlunun serüveninde bir problemdir ki, bu problemi, ne bizden öncekiler çözebilmişlerdir. Ne de bizden sonrakiler çözebilecekler..."
"Evet, biz, bir kervan millettik. Bu kervan, tarihin ta başında bir defa kalkmış ve bir daha oturmamıştır. İlerler, geriler, ama daima bir yerlere giderdi. Yayılış bizim tarihimizdi, yollar da vatanımız... Biz ebedi yolculardık ve şimdi ben, bu yolculardan biriydim. Ne şanlı, ne baş döndürücü macera.."
Harpler, muharebeler, savaşlar, boğazlaşmalar, insanoğlunun galiba, insanlaşmasıyla galiba, insanların başlatan kaderi. Hatta bu belki de, her zerresi bir karışıklı güçler çekişmesi olan doğa'nın, toplumları da saran, edebi kanunu."