07.05.2026 günlerden perşembe.
Kahvaltı isteğim yok yemek desen ona keza.
Tek isteğim var ufak bir sandalye biraz rüzgar 3-5 satır. Dile kolay tamıtamına 904 gün geçmiş eski ben öleli. Allah rahmet eylesin iyi ruhu vardı rahmetlinin.
Herkese inanır bol bol gülerdi.
En son cenazesinde gördüm onu.
Konuşamadım , dertleşip neyi yapmamam gerektiğini öğrenemedim eski benden. Son nefesi çıkmadan zorla çıkardığı o ince inilti kulağıma geldi birden yaşa dedi yaşa. Ne yaparsan yap sadece kendin için yaşa artık.
Bu nasihatlerle lazım gelen sandalye kitap benzeri ekipmanı toplayıp attım kendimi sahile.Satırlara dalamadan ummana daldım birden.
Karşımda katilimin gözleri var sanki.
Ufuktan ince ince bana bakıyor , bir zamanlar cenneti andıran gülüşü şimdi sanki oh olsun sana der gibi sırıtıyor.Sanki gülünce cenneti verir gibi değil artık , hıncını alır gibi.
Biliyorum ufukta ki gözlerin yalan , ilizyon.
Orası İstanbul. Seyre daldım İstanbulu.
Kulak verdim o bilgece yaşanmışlığına , barındırdığı onca insana onca hayata...
Davetsiz misafirleri sevmem ben.
Bunca sakinlik ve düşünce içinde bir yapancı yanaştı yanıma ; uzun boylu, ipince kemikli kolları ve bacakları uzun, beyaz tenli ve narin elli bir fiziksel görünüme sahipti.Temiz duruyordu.
Müsait mi genç dedi...
Allah misafiri onca Ademden beni buldu vardır elbet hikmeti dedim içimden.
Oturdu yanıma çay ikram ettim biraz kuruyemişle beraber.
İster misin sohbet edelim dedi.
Sanki içimi okumuş gibi.
Hemen çaktırmadan telefon ekranından yüzümü kontrol ettim. Bariz bir belirtimi vardı yüzümde içimin daraldığına dair.
Tanış olalım dedi bana.
Adımı sordu önce.
Sonra hammallık mı geçimin dedi. Hayır dedim oda nerden çıktı ?
Yükün ağır gibi sırtın kambur omuzların inik ordan tahmin etmek istedim ona yordum dedi.
Yok dedim değilim.
O zaman