Ka'bu'l-Ahbâr da diyor ki: "Sâlih ve dürüst bir kul kabre konulunca, onun salih amelleri namazı,orucu,haccı,cihâdı,sadaka ve zekâtı kendisini çepeçevre kuşatırlar. Derken azâb melekleri adama ayak ucundan yaklaşmak isterler. Hemen namaz önlerine geçer ve 'Size buradan ona azâp etmek için geçit yok. Çünkü bu kimse, uzun uzun kıyâmlarla,benim sâyemde durup namaz kıldı. Sizi yaklaştırmayız,uzak durun.' der. Bu defa melekler o kimseye baş ucundan yaklaşıp azâp etmek isterler. Bu defa hemen oruç devreye girer. 'Siz bu kimseye yaklaşamazsınız. Çünkü bu kişi,Dünya hayatında uzun bir süre sırf Allah rızâsı için susuz kaldı. Sizin ona gitmenize yol yok.' der. Bu defa azâp melekleri bedenin diğer noktalarından yaklaşmaya çalışırlar. Hemen hac ve cihâd devreye girer. Azâb meleklerine 'Bu adamdan uzak durun,çünkü bu adam kendini Allah için yordu,canını Allah için ortaya koydu. Allah yolunda cihâd için hac yaptı. Ona yaklaşabilmeniz için size geçit yok.' derler. Azâb melekleri bu defa o kimseyi elleri yoluyla yaklaşmak isterler. Bunun için hemen sadaka ve zekât devreye girer ve der ki 'Bu kimseden uzak durun. Şu iki elden nice sadaka ve zekat çıkmıştır. Allah rızâsı için çıkan bu sadakalar Yüce Allah'ın eline girmiştir. Ona yaklaşabilmeniz için bir geçit ve yol yok.' Böylece her yapılan iyilik ve Allah için olan her hizmet ve ibâdet,bu noktada evreye girip engel oluşturacaklardır."
Hazret-i Ali'ye "Neden mezarlıklara yakın komşuluğu tercih ettin?" diye sorulması üzerine, "Ben onları komşuların en hazırlıkları olarak bulduğumdan dolayıdır. Onlar en samimi ve sâdık dostlardır; çünkü onlar hakkımda dedikodu yapmadıkları gibi, bana Âhiret hayatını da durmaksızın hatırlatıp dururlar." cevabını verir.