Hikmet Zayi

Ne tuhaf, çocukken görünmez olmak isterdim, meğer zaten görünmezmişim, dahası herkes meğer görünmezmiş. Kalp saklı, gizli, sırlı, hileli, sahibinden bile ayrı iş ve oluşlarda, sahibinden bile saklı emel ve arzularda, kendi isteklerini yaptırabilmek için kendini ve arzularını başka türlü gösterebilme hünerinde ise, istekleri hep masum sebeplerle istinatlı ama aslında tam tersi ise ve insan neyi niçin istediğini ve yaptığını hep sonradan öğreniyorsa... ama kalbi hakkında kendine hele başkalarına konuşabiliyorsa bu çirkin gizlilik, bu kapaklılık, ömür boyu süren bu aldanış, bu zilletli sonu gelmez aldanış bizi zaten görünmez yapmamış mı?
Sayfa 41·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
... nasıl olduğunu hiç anlamadan bir yere kabul edilir, kaybolacağınız bir yolda yolu bulur ve bunun nasıl olduğunu pek düşünmezsiniz ya, hani içiniz dışınız sevilir olmaktan uzaktır, siz olsanız sizden iğrenir, hemen gördüğünüzden kaçarsınız da sizi içtenlikle seven yine de bulunur ve bunu hayretle karşılamaz, hep böylelerini arar ve onlara türlü karmaşık rezillikle acı çektirir, alan hep siz olur, bunu nihayetsizce kullanırsınız ya... bu ve benzeri şeylerle zaman zaman yakalanarak, zaman zaman durumu kurtararak bir ömür sürülür.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Doktorlar hastalığı ve insanın gücünü karşılaştırdıklarında durum ciddi ise hemen teslim oluyorlar, bu kadar deyiveriyorlar. Tarih bilenler, toplumların başını peşini bilenler bunun sonunu görüp buraya kadar diyebiliyorlar, teslim oluyorlar. Dindar ve tasavvufla içli dışlı kimseler hemen her halde Allah'ın hükmüne teslimler. Hiçbir şey bilmeyenler mi isyan halinde? Benim bildiklerim ne? Faydasız ilim, bütünlüksüz ilim, yanlış yerden bilgilenme diye bir şeyler duyuyorum, her şeyi üzerime alınıyorum. Zaten dünyada üzerime alınmadığım bir şey olmadı şimdiye kadar.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Başka müzikler çalarken kıpırtısız durmak, yalnızlık isterken hep kalabalıkta kalmak, susmak isterken konuşmak, eskinin değil şimdiki halin güzel ve doğru olduğu ifade edilirken sisler, buğular içinde kalmak, içimin tam anlamıyla çatırdadığını, belki benliğimin göç ettiğini yer ve kılık değiştirdiğini sezmek, ama onu da bir daha ayrılmadan önceki haliyle asla bulamamak, ne önceki ne sonraki gibi olabilmek, kendi içinden göç etmek ve elbette kaybolmak, kendini kaybetmek. Benim şimdiki halim böyle. Gözleri acıtan bir ıstırap, uzun, görünmeyen ağlamadan ve uykusuzluktan sabah ve öğlene doğru da inadına keskin, yakıcı bir güneşin alnımın çatına değdiği ve hiç açısını değiştirmediği bir zamanda yolculuk etmek ve etrafa, o her şeyden ama her şeyden habersiz kalabalığa bakmak, gözlerini kısarak bakmak. Birbiri ardına geçen görüntüler, hareketler, uçuşan sözler, kendini bir trende hissetmek gittikçe hızlanmak ve bulanıklık, biraz gözlerin iyice yanması ve sulanması, biraz başka şeyler. Geçmişimin benden adeta kaçarak uzaklaşması. Tuhaf ama mecbur kaldım, memnun değildim asla, ama sanki büsbütün yersiz yurtsuz ve meyus kaldım.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Zira yaşamaktan duyduğum ıstırap da sanki biraz yaşayamamaktan gibiydi. Ya da onu görememekten, dışarıda kalmaktan, ayrı olmaktan ve onun mevcudiyetini hep hissedip kabul görmemekten. Acaba yaklaşmaya çalışsam mı diye aklımdan geçirmeye başladım ama kırk yaşında, nasıl söyleyeyim çocuk değil, gecikmiş bir ergen gibi gördüğüm kendimi, bıngıldağı kapanmamış gibi hissettiğim kendimi hayata bu saatten sonra ne olarak tanıtacaktım ki?
Sayfa 30·Kitabı okudu