Onu üzen şey yalnızlık değildi, diğer martılar uçmanın keyfine varamamış, uçmalarıyla gurur duyamamışlardı. Gözlerini azıcık aralayıp ileriye bakmayı reddetmişlerdi.
Çoğu martı sırf yiyecek bulmak, sahilden ayrılıp tekrar geri dönebilmek için uçar. Bunun dışında bir şey öğrenmek için uğraşmazlar, öğrenmek istedikleri bir şey yoktur. Onlar için uçmanın tek anlamı, karınlarını doyurabilmektir. Oysa Martı Jonathan Livingston için önemli olan yemek değil uçmaktı. Martı Jonathan, uçmayı büyük bir tutkuyla seviyordu.
Yıllardır okumanın hayalini kurduğum kitaba nihayet sıra geldi ve bu kadar beklediğime değmiş dedirtecek kadar sevdim. İçine çeken espritüel üslupla adeta küçük bir ansiklopedinin içinde minik adımlar atıyor gibi hissettim. Kokunun tarihi, insan ve koku hayvanlar etimolojik bilgiler, tarihi bilgiler, kokuya dair hastalıklar, deneyler aslında kokuyu ilgilendiren (hatta bazen ilgilendirmeyen müthiş değinmeler) her şeye parmak basılmış olması büyüleci bir şeyi elimde tutuyor gibi hissetmeme neden oluyor ve sanki çeşit çeşit şeyi yemişim gibi keyifle hazla okudum-resmen yedim- Ziyade olsun. Bu kitabın oluşumunda katkısı olan herkese çok teşekkür ederim.