"Dîn kardeşinin yüzüne gülümsemen senin için bir sadaka; iyiliği emir, kötülüğü nehyetmen senin için bir sadaka, delâlet diyarında bir adamı irşâd etmen senin için sadaka, yoldan taşı dikeni ve kemiği atman senin için sadaka, kovandan dîn kardeşinin kovasına suyu boşaltman da sadakadır."
Ruhumun pencereleri ardına kadar açılmıştı. Didaktik cümleler içinde yüzüyordum: Mutluluk ve huzur denilen şey hayatı idrak edebilme yetisinin kuvvetli olmasıyla alakalıydı. Erken kalkmak o mekanizmanın çalışması için önemli ön koşullardan biriydi. Hayatın cilası ve tecellilerinin ihtişamı, sabahın köründe en parlak görülüp hissedilebiliyordu. Sabah kör değildi, biz kördük.