Mufec

Mufec
@Mufec
İnsanoğlunun yaşamı boyunca keyfince günahlar işleyip ahdini bozduktan sonra, ömrünün son günlerinde, kurnaz bir tüccar gibi kendisine yaltaklanıp af dileyeceğini düşünmemiş olabilir miydi?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hep böyle olurdu zaten. İster biri vurulsun, ister biri soyulsun, ister biri dövülsün, bir an kalabalığın akışı durur, kısa bir aradan sonra sanki kimse ölmemiş, kimse yaralanmamış, kimsenin malı çalınmamış gibi cadde eski çalkantısına geri dönerdi.
Yeryüzündeki bu güzelliklerin tadını çıkarmak dururken, bu azgın koşturmacaya, bu kör mücadeleye ne gerek vardı? Marka marka deyip yırtınıyordum, ben öldükten sonra daha ne kadar ayakta kalacağı belli olmayan soyut bir isim için bu kadar emek harcamaya değer miydi?
Biliyorsun Hitler de inanmış bir adamdı, Stalin de. Sana böyle yüzlerce isim sayabilirim ama hiçbiri dünyayı daha yaşanır bir yer haline getiremedi.
Büyük kentlerde, büyük kalabalıkların içinde yalnızız. Değil binlerce kilometre uzakta olmak, yan yana otururken dahi yalnızız. "İki insanın birbirlerine en uzak olduğu an, karşı karşıya oturmuş birbirlerinin gözlerine bakarlarken söyleyecek tek bir laf bile bulamadıkları andır." derken sizi, bizi, hepimizi anlatır. Hem yalnızlıktan şikayet ediyoruz hem de en yakınlarımıza dev mesafeler koymak için felaket bir çaba harcıyoruz .Neden? Bilmiyoruz...