Bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkukarıyla yanıp tutuşamaz hale gelir. Sahip olduğu erdemler bile gerçek değildir artık. Günahları bile ödünçtür, günah diye birşey varsa tabii. Artık bir başkasının müziğindeki bir yankıdan, kendisi için yazılmamış bir rolü oynayan bir oyuncudan ibarettir. Oysa yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekamül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır. Bügünlerde insanlar kendilerinden korkar oldu. Görevlerin en ulvisini, kendilerine karşı olanı unuttular. Hayırseverler hayırsever olmasına, saçları doyurup yoksulları giydiriyorlar. Gelgelelim kendileri çırılçıplak, ruhları açlıktan kıvranıyor. Cesaret denilen şey insanlığı çoktan terk etmiş. Belki de hiç cesur olmadık. Ahlakın temelinde toplum korkusu, dinin sırrı ise tanrı korkusu :işte bizi yöneten iki şey.
Birisinin bir kez, senin ruhun gibi bütün ruhu zarar görmüşse, kendi sevincinde rahat edemez ;senin gibi boş hiçliği düşünen kimse, yalnızca en yüce ruhta neşe bulur ;senin gibi ölümü deneyimleyen kimse yalnız tanrılar arasında kendine gelir.
En yüceyi ve en iyiyi bilmenin derinliklerinde, ticaretin kargaşasında, istikbalin labirentinde, mezarların ya da yıldızların üzerinde arayan siz insanlar! Onun adını biliyor musunuz? Biricik ve her şey olan onun adını?
Onun adı güzelliktir.