Vesena
... Ben ise hiç birşeye layık olmadığımı düşünürken Rabbim bana böyle bir şey yaşatmıştı. O günün gecesin de şu yazıya, herşeyin güzelliğinin onda toplandığına ulaşmıştım. “Yaradılanı yaradandan ötürü seven sevilen insana, Rabbimizin güzelliğini sözünde özünde hayatında taşıyan, yaşatan insana, hayatın güzeliliği, yaşamın sevgisi, dünyanın sevgisiyle dönüşü, ayın ve güneşin sevgisiyledoğuşu ve bakışını insanın insanı sevmesi, gönlündeki sevgisi kalbinin güzelliğin yüzünde tatlı dilinde oluşu, yaşam ve hayatta beklenen özlenen oluşu, dost arkadaş sevgisiyle sevilen olmak ne güzel. Allah’ın sevgisiyle sevilen seven kazanan gönül feth edenlere” diye devam ediyordu. Gösteren Rabbime ne kadar şükür etsem az. Zamanla halim değişiyordu. Bir dik “birlik” olduk, diri idik “dirlik” olduk. Ne güzel öğütler aldım. Allah bir kulunu sevgisiyle alı koymazmı, koyarmış. Yalnızlıkta her an onunla olmanın, onu andıkça rabbine varacak, eksiklerini düşünecek zaman bırakırmış. Zikrin başlarından bu yana Rabbimin verdiği her lütfu düşünerek, nasıl şükür edeceğimi bilemem. Rabbimin bize vermediklerinde de bir lütuf olduğunu bilir. Hamdımı bol tutarım. Vermedikleri gözle görülmeye bilir. Duyulmaya bilirmiş. Kalp dermiş, kalbe inermiş. İşte “sabrı” öğreniyorsun! Bir nizam bir ikram daha, kendime gelmeye bir sebep daha, tefekküre dalmaya, ne kadar az şükrediyorsun. Yüce Mevlam, bize durum hali ahvali ne olursa olsun, susmanında bir dili olduğunu yaşattı. Susmanın bir dilide beden dili imiş, gözmüş, kulakmış, başını öne eğebilmekmiş. Sabrında bir dili varmış, duanı iyilikten yana saçmakmış. Senin kudretinle esir olunmak ya "Rab" demekmiş, dedirttiren Rabbime hamdolsun. Kavuştuğun ve sarıldığın manevi huzurunmuş, Kalbi genişletmeyi güç ve kudretin yalnız ondan geldiğini yaşamaya başlarsın.