Yazarımızın kendi hayatından izler taşıyan bu kitap, isimsiz anlatıcımızın tüberküloz hastası nişanlısı ile yaşadığı melankolik süreci anlatıyor. Hori bu kitabı tüberküloz hastası nişanlısı Ayako Yano'dan esinlenerek yazmış ve ben bunu sonradan öğrendiğimde hüzünlenmeden edemedim.
Roman bana A Ghost Story filmini anımsattı. (Bir şeyleri özdeşleştirmeyi seviyorum ne yapalım) Filmde, eşini kaybetmiş ve ona derin bir aşkla bağlı olan bir kadının bu süreci nasıl atlatmaya çalıştığını—daha doğrusu atlatamadığını—izliyoruz. Aynı ruhsal sıkıntıyı, aynı acıları ve melankoliyi onunla birlikte derinlemesine yaşatıyor ve bu atmosferi dibine kadar hissediyoruz.
Kitapta ise isimsiz anlatıcımız, tüberküloz hastası sevdiceğini kitap boyunca yalnız bırakmamaya, ona en içten duygularıyla destek olmaya çalışıyor. Onun hastalığıyla birlikte yaşamaya çalışırken, sevgilisinin ona artık "kendi dünyana da bakmalısın." demesi ile isimsiz yazarımız, Setsuko'nun talihsiz yaşamını yazarak bizlerle buluşturuyor.
Minik araştırmalarıma göre;
Hayao Miyazaki, 2013 yapımı aynı adlı filminde bu kitaptan kısmen esinlenmiş. Ancak, filmin ana konusu, Jiro Horikoshi’nin (Mitsubishi A6M Zero savaş uçağının tasarımcısı) hayatına dayanmaktadır. Miyazaki, Tatsuo Hori'nin romanındaki melankolik aşk hikâyesini filme dahil ederek, Jiro’nun eşi Naoko karakterini yaratmış. Naoko’nun tüberküloz hastası olması ve Jiro'nun ona duyduğu derin sevgi, Tatsuo Hori’nin romanından alınmış.
Ben kitabı sevdim. Zaten sayfa sayısından da anlayacağınız üzere çok kısa sürede tüketebileceğiniz bir eser. Tabi ne kadar sürede tüketmek istediğiniz sizin arzunuza kalmış... Filmlerini çok severek tükettiğim Miyazaki’nin Rüzgar Yükseliyor filminde ise bu kitabı ilham kaynağı olarak kullanması da hevesimi arttırmadı değil hani.