Müjde

Puan vermedi·88 syf.··
2025 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2025 13:25
Yazarımızın kendi hayatından izler taşıyan bu kitap, isimsiz anlatıcımızın tüberküloz hastası nişanlısı ile yaşadığı melankolik süreci anlatıyor. Hori bu kitabı tüberküloz hastası nişanlısı Ayako Yano'dan esinlenerek yazmış ve ben bunu sonradan öğrendiğimde hüzünlenmeden edemedim. Roman bana A Ghost Story filmini anımsattı. (Bir şeyleri özdeşleştirmeyi seviyorum ne yapalım) Filmde, eşini kaybetmiş ve ona derin bir aşkla bağlı olan bir kadının bu süreci nasıl atlatmaya çalıştığını—daha doğrusu atlatamadığını—izliyoruz. Aynı ruhsal sıkıntıyı, aynı acıları ve melankoliyi onunla birlikte derinlemesine yaşatıyor ve bu atmosferi dibine kadar hissediyoruz. Kitapta ise isimsiz anlatıcımız, tüberküloz hastası sevdiceğini kitap boyunca yalnız bırakmamaya, ona en içten duygularıyla destek olmaya çalışıyor. Onun hastalığıyla birlikte yaşamaya çalışırken, sevgilisinin ona artık "kendi dünyana da bakmalısın." demesi ile isimsiz yazarımız, Setsuko'nun talihsiz yaşamını yazarak bizlerle buluşturuyor. Minik araştırmalarıma göre; Hayao Miyazaki, 2013 yapımı aynı adlı filminde bu kitaptan kısmen esinlenmiş. Ancak, filmin ana konusu, Jiro Horikoshi’nin (Mitsubishi A6M Zero savaş uçağının tasarımcısı) hayatına dayanmaktadır. Miyazaki, Tatsuo Hori'nin romanındaki melankolik aşk hikâyesini filme dahil ederek, Jiro’nun eşi Naoko karakterini yaratmış. Naoko’nun tüberküloz hastası olması ve Jiro'nun ona duyduğu derin sevgi, Tatsuo Hori’nin romanından alınmış. Ben kitabı sevdim. Zaten sayfa sayısından da anlayacağınız üzere çok kısa sürede tüketebileceğiniz bir eser. Tabi ne kadar sürede tüketmek istediğiniz sizin arzunuza kalmış... Filmlerini çok severek tükettiğim Miyazaki’nin Rüzgar Yükseliyor filminde ise bu kitabı ilham kaynağı olarak kullanması da hevesimi arttırmadı değil hani.
1000Kitap
Rüzgâr YükseliyorTatsuo Hori · İthaki Yayınları · 2024613 okunma
Reklam
Cogito ergo sum
9/10
·176 syf.··
2025 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 14:47
Cogito ergo sum, diye hatırlattım kendi kendime. Düşünüyorum, öyleyse varım. Hall karakterinin sürekli kendi kendisine hatırlattığı, hatta hatırlatmak zorunda kaldığı bu Descartes felsefesi, sayfaları çevirdikçe sizlere de varlığınızı sorgulatacak ve sorguladıkça da varlığınıza ikna olacaksınız. Gel görelim ki Hall karakteri ile bizde şüphe içinde şüphe, simülasyon içinde simülasyon yaşamaktan geri kalamıyoruz. Açıkçası, kitap ilk sayfadan itibaren bizi kendisine çekmeyi başarıyor. Simülakron3 projesinin kurucularından Hall ve yakın arkadaşı Fuller'ın da dahil olduğu projenin detaylarını anlamaya yoğunlaşmamız ile başlıyor. Projenin amacı, sosyal davranışları anlamak adına bir simülasyon yaratmak. Tabii ki simülasyon içinde bulunan insanlar, bulundukları bu durumdan bihaberler. Ancak projeyi çok ileriye taşıyan Fuller'ın ortadan kaybolmasıyla Hall, projenin beraberinde getirdiği birçok sorumluluğu da üstlenmek zorunda kalıyor. Sizlere de bir yerlerden tanıdık geldi mi? Daniel F. Galouye, yazdığı bu kitap ile The Matrix gibi birçok filme ilham kaynağı olmuş. Aynı zamanda 1973 yapımı Welt am Draht filmini de listenize almak, tam bir doyuma ulaşmanıza olanak sağlayabilir. Sık sık felsefi sorgulamalar ve şüpheye düştüğümüz yerlerde Jinx karakterinin bize yol göstermesini bekliyoruz. The Matrix'te ki Neo ve Trinity karakterleri arasında ki ilişki, bu kitapta bize Jinx ve Hall karakterleri ile kendisini gösteriyor. Kitaptan daha fazla bahsetmek isterim, hatta sayfalarca da yazabilirim ve hakkında tartışabilirim. Ancak şüpheli ve sizi sürekli gerilimde tutan cümlelerde benim gibi sizlerin de kaybolmanızı tavsiye ederim. Ben okumaktan çok keyif aldım. Bence herkesin muhakkak kütüphanesinde bulundurması gereken değerli bilimkurgu kitapları arasında. Öyleyse keyifli
1000Kitap
Simülakron-3Daniel F. Galouye · Yapı Kredi Yayınları · 202472 okunma
Buendia Soyağacı
9/10
·464 syf.··
2024 16. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 15:09
"Dünya yuvarlak, tıpkı portakal gibi." Ursula'nın sabrı taştı. "Sen çıldırmaya niyetliysen, kendi başına çıldır! Ama o çingene düşüncelerini çocukların aklına sokmaya kalkışma!" diye bağırdı. Yazarımız, bu kitabı çocukluğunun geçtiği Aracata'nın ismini Macondo'ya kurgulayarak yazmaya başlamıştır. Hikaye, amca çocukları olan Ursula ve Jose Arcadio Buendía'nın evliliğine karşı çıkılması ile başlar. İster kader ister engel olunamaz mistik güçler deyin bu evlilik her şeye rağmen gerçekleşir. Buendia soy ağacının başlangıcını oluşturacak olan bu çift, ismini de kendilerinin bizzat koyacağı Macondo'yu keşfetmişlerdir. Ancak bu keşif, kolay olmamıştır. Kitabı ilk okumaya başladığınızda kafanızda bir gerçeklik algısı oluşmaya başlar ya, işte bu noktada dumura uğrayacağınızı söyleyebilirim. Yer yer göğe yükselen genç kızlar, başında kelebekler uçuşan adamlar ve mevsimlerin dengesini şaşırtan dört yıl boyunca yağan yağmurlarla karşılaşınca, evet, bu kitabın büyülü gerçekçilikle yazıldığını anlayabilirsiniz. Zihnimiz, bu gerçekliği öyle güzel bir şekilde kabulleniyor ki, hemen olayları benimsemeye başlıyoruz ve bu gerçekliği kabul ediyoruz. İlk sayfada bize yardımcı olacak nitelikte Buendia ailesinin soyağacı ile karşılaşıyoruz. Ancak, açıkçası bir yerden sonra soyağacı bile yardımcı olamayabiliyor. İsim benzerlikleri oldukça fazla! Okurken asla sıkılmadığım ve heyecanımı kitabın sonuna kadar koruyabildiğim nadir kitaplardan. Bence sizlerde Buendia ailesinin evine konuk olup yaşadıklarına muhakkak şahit olmalısınız. Beyaz duvarların yer yer kireç tuttuğu, örümcek ağları ile ev kaplandığı zaman önce bir hüzne kapılıyorsunuz. Sonra bir bakmışssınız Ursula pencereleri sonuna kadar açmış, örümcek ağları temizlenmiş. İşte bu kısımda hep beraber bir "oh miss gibi oldu hadi Buendia
2024 Okuma Raporları
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,5bin okunma
156 günlük yolculuk
Puan vermedi·112 syf.··
2024 14. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2024 21:28
Yaz mevsimi ve dağlar Dua ettim Azizlere benzemek için. Asıl adı Matsuo Kinsaku olan yazarımız, aynı zamanda dönemin en ünlü şairlerinden birisidir. Biyografisine baktığımızda Zen meditasyonuna adanmışlığının şiire olan ilgisi ile başladığını görürüz. Samuray kökenli bir ailenin çocuğu olan Başo'nun yolculuğuna eşlik edebilmek için takip edebileceğiniz rotaya kitabın ilk sayfasından ulaşabilirsiniz. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki, aslında bu kitap bir solukta okuyup bitirilmeyi hak edecek bir kitap değildir. Kitap, ne kadar kısa bir hikayeden ibaret gibi gözükse de aslında bir gezi rehberidir ve inanın bu rehber bir güne sığacak kadar kısa bir yolculuğu anlatmıyor. Yazar, burada 156 günlük bir zorlu yolculuğun güncesini sizlerle buluşturuyor. Ben dayanamadım, her bir yeri tek tek internetten araştırarak şairimizle birlikte bu rotaya kaptırdım kendimi ve günün sonunda kitabın bittiğini fark ettim. Haikai tarzı, her yolculuğun sonuna kondurulan bu şiirlerin bana hitap etmediğini açık bir şekilde söyleyebilirim. Tabii ki, o kültürün içine girmeden ve gerçekten en iyi çevirileri görmeden böyle bir yorum yapmak yine de fazla önyargılı bir yaklaşım olabilir. Her halükarda karşımıza çıkan bu şiirler şairimizin yolculuğunda bazen sadece ilham veren bir şiir, bazen de dua ve temenni haline dönüşebiliyor. Yazarın bu uzun yolculuğuna zaman zaman arkadaşları da eşlik etmeseydi, bir an kendimi "Into the Wild" filmindeymiş gibi hissedebilirdim. Birçok tapınak, kale ve bolca söğüt ağaçlarını merak edebileceğiniz bu gezi yazısı, bir taraftan internetsiz bir şekilde geçiştirilebilir gibi gözükse de, anlatılan bu yerleri görmeden durabileceğinizden şüpheliyim. Japon kültürüne merakım, biraz öznel bir şekilde kitaba fazla heyecanla yaklaşmama sebep olmuş olabilir. Ancak araştırmalar
1000Kitap
Kuzeye Giden İnce YolBaşo (Matsuo Bashō) · İthaki Yayınları · 20222,494 okunma
7/10
·208 syf.··
2024 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2024 21:51
"Çocukluğumu bütün canlılığıyla hatırlıyorum… Korkunç gerçeklerin bilincindeydim. Ancak bildiğimi yetişkinlere belli etmemem gerektiğini de biliyordum; çünkü bu onları korkuturdu." kitabın ilk sayfasında karşılaşacağınız bu cümle ilk dikkatimi çeken şey oldu. Çünkü hepimizin, bir yerlerde anlatmaya cesaret edemediği sırları vardır. Bu sırlar ne anlatıldığında bizi rahatlatır ne de sakladığımızda mutlu eder. Ana karakterimiz, geçmişin tozlu raflarını aralayarak çocukluğunun geçtiği mahalleye döner. Çocukken tanıdığı en ilginç kız olan Lettie Hempstock’un okyanusu ile tanıştığı anılar, zihninde canlanır. Bu anılar okuyucuyu sıkmadan iyi bir başlangıç sunuyor. Ancak ilerleyen sayfalarda, ana karakterin yaşadığı fantastik olayların gerçek mi yoksa sadece hayal gücünden mi ibaret olduğunun belirsizliği kısa bir çılgınlık yaşamanıza sebep olabilir. Kitabın sonuna doğru bu çelişkiden kurtulup, eminim siz de benim gibi net bir fikre varacaksınız, ve bu fikrin sizi oldukça tatmin edeceğinden eminim. Çünkü derin göndermeler, beklenmedik bir şekilde karşınıza çıkabilir. Eğer "Dune" kitabını okuduysanız, Lettie’nin ninesi Bayan Hempstock'ın içinden minik bir Paul Atreides’in çıktığına şahit olabilirsiniz. Ancak okumasanız dahi hikayenin bu kısımlarında aynı heyecanı fazlaca alacağınıza inanıyorum. Açıkçası, bu kısımları okurken yüzümdeki manidar gülümsemeyi engelleyemedim. Okuduğum kitaplarda hayranı olduğum yazarların eserlerine benzer öğeler gördüğümde, heyecanlanmadan duramıyorum. İlerleyen sayfalarda ana karakterimizin ailesi ile karmaşık ilişkisine istemeden dahil oluyoruz. Bazen çok sinirlenip bazen de ağlak bir durumun içinde buluyoruz kendimizi. Alıntıdaki “Hiçbir şey aynı kalmaz. İster bir saniye sonra olsun, ister yüz yıl. Her şey devinir, dönüşür, değişir. İnsanlar
2024 Okuma Raporları
Yolun Sonundaki OkyanusNeil Gaiman · İthaki Yayınları · 20201,725 okunma
Reklam