Nice ilim adamları, hele bizde, kültürle bilgiyi evlendiren edebiyatın, yani tefekkürün en yüksek haddini temsil eden edebiyatın yaratıcı delâletine müracaat etmedikleri için, bilmeyi düşünmeye götüren kılavuzlardan mahrum kalarak, yalnız hafızalarının karanlık anbarında şuurun aydınlığına delik açmak ve kileri boşaldıkça doldurmakla ömür tüketmişlerdir. Bütün o tarih ve tarif bilgilerinin erzakı, ancak büyük bir kültür adamının edebî terbiye görmüş zekâsında piştikten sonra insanlık için besleyici bir yemek haline gelebilir.