Hayat, hastalıklı bir insanın yorgun gözlerini yakan güçlü bir ışık gibiydi.
Uyanık geçirdiği her an, etrafında ve üzerinde çiğ bir öfkeyle parlıyordu.
Acıtıyordu. Dayanılmaz bir acı veriyordu.
Adına insan denen o küçük sivrisinekler, bütün ekmeklerini onun fikirlerinin tekniğe uygulamasından çıkardıkları halde bu büyük adamın aziz hatırasına iğnelerini batırmaktan geri durmuyorlar.
Dünya güçlülere aittir; ticaretin ve simsarlığın çamurları içinde ağnayıp duranlara değil, aynı zamanda asil olan güçlülere. Bütün bu alem gerçek soylulara, görkemli sarışın hayvanlara, taviz vermeyenlere, hayatı evetleyenlere aittir.