Ertesi gün hemen Mezarlıklar Müdürlüğüne koştu. Ken disi için bir mezar yeri satın alacaktı.
— Sizin istediğiniz mezarlıkta boş yer yok! dediler.
Ama eğer isterse başka bir mezarlıkta, yirmi bin liraya iyi manzaralı bir mezar yeri satın alabilirdi.
Utanarak, — Daha ucuzu, bana göre bir yer yok mu? dedi.
Vardı, on beş bine, on iki bine, on bine de vardı.
Düşündü... Arsa işinden tecrübesi vardı. Ertesi güne mezarlar da fırlar, bu paraya, mezar bulamazdı. Hemen o gün muameleyi yaptırdı, görmeden mezarını satın aldı.
Sonra gidip gördü. Kapalı, manzarasız, kırık dökük me zar taşları arasında bir yerdi. Ama o sevindi. Göz bebekleri parlıyarak:
— Oooh, burası benim! dedi. Şimdi her gün, eskiden işine gittiği gibi sabah erkenden mezarına geliyor, nihayet bir toprak sahibi olmanın gururu ile burada oturuyor, ya bani otları temizliyor, getirdiği çiçekleri dikiyor ve âdeta mekânına kavuşacağı günü hasretle bekliyor.