"Neden şikayet ediyorsun" dedi. "İçinde şeytan dediğin o şeyin en kıymetli tarafın olmadığını nereden biliyorsun? Sizin gibi beş hissinden başka duygu vasıtası olmayanlar bu daimi korkudan kurtulamazlar. Asıl sebep ve nedenlere varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdadır. Gözümüzü kör eden yedi renktir, kulağımızı sağır eden sesler... Yüksek insan dışına değil,içine kıymet verendir."
Basit bir insan, mesela hiç okuma yazması olmayan bir köylü, bir amele bunlardan (aydınlardan) çok daha mükemmel bir bütündür. Mesela hasan ağa, hasan ağa olarak düşünür, böyle yaşar. Hükümleri hayatın verdiği bir takım tecrübelerin neticesidir ve kendine göredir. Konuşurken karşında hasan ağa'dan başkası yoktur. Fakat bu efendilerin hiçbiri kendisi değildir... Mesela Mehmet bey' le asla mehmet bey olarak konuşma imkanı bulamazsın. Siyasetten bahsedecek olsan karşında şu Fransız gazetesinin veya bu diktatörün nutkunu bulursun... Beğendiği yemeyi söylerken bile Mehmet bey değildir. Mühim adamların nasıl yemekleri beğenmesi lazım geldiğini düşünmeden bir şey diyemez
-"ömer bey" dedi. Siz adeta yaşlı bir adam gibi konuşuyorsunuz... Halbuki aşağı yukarı bizle akransınız....
-Ben daha çok kendi içinde yaşayan bir insanım. Bunun için size nazaran bir kaç misli fazla yaşamış sayılırım.
Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka birşey değilmiş. Ne aradığımızi bilmeden aramak... Şimdi içim rahat, aradığını bulan ve başka birşey istemeyen biri gibi sükünet içindeyim.