Taşra bir kasabada akıl hastanesinde geçen bu novellasında, eğitimli ve bilgili olan hasta İvan ile Doktor Andrey'in arasındaki felsefi çatışmalar ele alınmış. İvan bulunduğu adaletsizliğe, içinde yaşamaya zorlandıkları berbat koşullara karşı çıkarken, Andrey bunları görmezden gelmekte ısrar eder ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Doktor içine düştüğü felsefi yanılgının farkına vardığında ise artık iş işten geçmiştir. Hem tartışmalarda hem de olay örgüsünde heyecanını kaybetmeyen bir anlatım yapılmış. Ayrıca Rusya'nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit rus kesimin deliliğinin simgesidir adeta. Bir söylentiye göre de Lenin'in yapıtı okuduktan sonra dehşete kapıldığı ve "Kendimi Altıncı Koğuş'a kapatılmış gibi hissettim" dediği rivayet edilir.