M€ⱤDŰMGÌⱤÌZ

M€ⱤDŰMGÌⱤÌZ
@Murattbey
Hala eğitilmekteyim hayat tarafından
Dünya, 19 Mayıs
1621 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Allah yakındır.
... Allah’a yakın olmak için başkasına ihtiyaç duymayın. ...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aslolan hakkın helal edilmesi olmalıdır.
Helalleşmek mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıdır. Keza iflas eden kardeşinizin haraç meraç satışa çıkarılan evini satın almanız yasal hakkınız olabilir ama helal değildir. İmar ruhsatı olan bir müteahhit şehrin ufkuna tecavüz ederken yasal olarak suçsuzdur ama yaptığı iş helal değildir. Yeni ve çok daha ucuz bir enerji türünün pazara/piyasaya girmesini önlemek üzere üretim haklarını satın alıp sümen altı eden bir petrol şirketi de, yasal olarak suçsuzdur; ama yaptığı iş, helal değildir. Keza raf ömrünü uzatmak için ekmeğin hamuruna kanserojen madde katan gıda üreticisi, formülü ambalajın üstünde yazdığı sürece suçsuzdur; ama helal değildir. Bir kalem darbesiyle atar ergenleri sokağa döken yazar, alevler afakı sardığında suç mahallinde değilse, olayları evinden izliyorsa, suçsuz sayılacaktır; ama helal değildir. 21.yüzyılın en yaman toplumsal projesi; "helâl olanı, yasal olanla örtüştürmek olsa gerektir." Kadim değerlerle rabıtası zedelenen özgürlüklerin şerden yana bükülmelerini önlemenin yollarını bulmak zorundayız. Yasaların tanıdığı haklardan insanlık veya Allah adına feragat etmenin garipsenmeyeceği bir yeni düzen, dünya yaratmak zorundayız. Tarihin bize öğrettiği bir şey var: İster en mükemmel yönetim sistemini, ister ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmiş olsun; bir medeniyetin sevgi ve nefs terbiyesi dumura uğramış, manevi enerjisi tükenmişse; o medeniyeti ne Birleşmiş Milletlerin tüzüğü, ne Helsinki beyannamesi, ne AİHM mevzuatı, ne de en üstün silâhlar kurtarabilir..." ALEV ALATLI
Beklemeyince, ummayınca, vazgeçince hafifliyor hayat
Kocaman bir yük kalkıp gidiyor üzerinden, kendi kendine kalınca, kimseden beklentin olmayınca, oluruna bırakınca kolaylaşıyor… Hayatın dümeninin elinde olmadığını anladığında, vitesi boşa aldığında, rüzgara karşı durmadığında, her şeyi kontrol edemeyeceğini kanıksadığında, bazı konularda kadere güvenip boşverebildiğinde güzelleşiyor… Fedakarlıktan vazgeçip kendine döndüğünde, önce kendini önemsediğinde, o kadehi kendine kaldırdığında anlamlaşıyor… Yavaş yavaş anlıyorsun... Sen aslında kimdin, hatırlıyorsun… Başkalarını çok sevmeyi bırakıp, narsistleşmeden kendini sevmeyi de öğreniyorsun… Ve işte böyle böyle iyileşiyorsun… Richard A. Muller
Nobel ödülünü aldıkdan 3 sene sonra intihar eden
Japon Romancı Yasunarey Kavabata "Karlar Ülkesi" romanında şöyle diyor: "İnsanlar birbirinden beton duvarlarla ayrılmış bulunuyor ve bu duvarlar herhangi bir sevgi akımına engel oluyor.Tabiat, kalkınma adına boğuluyor...." Peki bu ne biçim uygarlık? İnsanların değeri nedir? Namus, haysiyet, onur, saygı nerede kaldı?Kimlere güven duyulacak? Bunların hepsi artık geçerliliklerini yitirmiş kavramlar mı? Böyle bir toplum gerçekten hastadır. Ruhi bunalım sanayi toplumunu ve özellikle Batıyı öyle bir sarsmış ki insan ilişkileri dumura uğramışdır. Modern dünyada gerçekten İnsan ölüyor...