“İnsan bir konukevi gibidir
Her sabah yeni biri gelir
Gelen bazen bir sevinç, bir üzüntü beklenmedik
Ne kadar kalabalık olsa da kederler
Her konuğa saygıyla davran
Minnet duy kim gelirse gelsin
Çünkü her biri, gönderilmiş bir rehber sana ta öteden.”
Mevlana
Böyle büyük bir ailede yapılacak, ilgilenilmesi gereken o kadar çok şey, farklı farklı ihtiyaçları olan o kadar çok insan var ki. Birinin acısını, ıstırabını diye düşünüyor Agnes tabakları kaldırırken gözden kaçırmak öyle kolay ki; bilhassa o kişi sesini çıkarmıyor, mantarı sımsıkı takılmış bir şişe gibi her şeyi içinde tutuyor, basınç gitgide artıyorsa. Fakat nereye kadar?
Agnes büyürken ona neredeyse hiç dokunan olmuyor. Hep bunun yokluğunu hissederek büyüyor. Elinin üstünde, saçlarında, omzunda bir el, koluna değen parmaklar. İyiliğin, duygudaşlığın insanca ifade edilişi.