Ayşe

Hepimiz çocukluğumuzu yitirmiştik. Hepimiz büyüktük, büyük ve hüzünlü.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim Senden kopardım çiçeklerin en solmazını Toprakların en bereketlisini sende sürdüm Sende tattım yemişlerin cümlesini Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin. Desem ki... İnan bana sevgilim inan Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi fark edemezsen Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme müsterih ol Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum
Dilerim ki Onurunla yaşayıp, iç huzuru tadar, ardında iyi yetiştirilmiş çocuklar bırakıp öyle geçip gidersin bu dünyadan demişti. Gözlerim doluydu dinlerken... Bu istek maddiyat dolu değildi. Talepkâr değildi. Yüreğime ağır gelmişti. Neden? Kaydettiğim sesi dolan gözlerimle defalarca kez dinledim. Onurunla yaşa, iç huzur, huzur içinde yaşamak.. Bu cümleler duyduğum an hayatım oldu. Huzur denilen şey iç huzur, basit ama simaların akıp gittiği bu devirde ne zordu. Yarışlar kentinde, ne zordu, Aynalar pazarı misali, çok zordu. İyi hissettiğim yerler, güzel cümleler, güzel sayfalar ve, evet ben bununla mutluyum başka kimsenin fikri beni ilgilendirmiyor manzarasına bakmak... Defalarca başa sardığım ses kaydı. Huzur, Hayat...
Hayatın karmaşasından sığındığımız birkaç an vardır, sarılmamız gereken günlük farkına bile varmadığımız sakin anlar. Herşey mükemmel olmak zorunda değildir mesela, herşey eksiksiz olmak zorunda değildir. Herşeye sahip olmak zorunda değilizdir. Kusurlar, kötü günler, bazen olmayışlar hayatı hayat yapar. Kafanı kaldıracak mecalin olmadığı günler, keyifle içtiğin bir kahvenin bile hatrını öğretir sana. Yapamadığın şeylerin, eksikliklerin, hatalarının insan olduğunu hatırlattığı gibi. Her hayat kendi yolunda akar, her ev kendi çizdiği çember içinde güzeldir. Güzellik ve huzur evden eve sahip olduğu bedenden bedene bu yüzden görecelidir. Bu yüzden başkasında hissettiğin, sana ait olmasını istediğin her ne varsa, sana ait olduğu an sende sakil durur. Çok severek aldığın ama üstüne bir türlü olmayan kıyafetlerin gibi. Savaşını verip kazandığın çoğu şey bundan ötürü seni tatmin etmez. Senin hikayene ait değildir çünkü. Senin hikayen, elinde defterin ve kaleminle, sana ait olunca güzeldir.