Bir Avcı-Toplayıcının 21. Yüzyıl Rehberi, bana göre bir kitap olmaktan çok, hayatın nasıl yaşanacağına dair yazılmış bir tarif gibi. Nasıl ki iyi bir yemek tarifi yalnızca malzemeleri saymakla kalmaz; ölçüyü, zamanı ve dengeyi de öğretirse, bu kitap da modern hayatın karmaşası içinde insanın kendini nasıl konumlandırabileceğine dair bir yol haritası sunuyor. Bilimsel bilgiyle gündelik yaşamı aynı potada eritmesi, onu sıradan bir popüler bilim metninin çok ötesine taşıyor.
Kitabın bölüm bölüm ilerlemesi büyük bir avantaj. Her bölüm kendi içinde tamamlanmış bir düşünce sunarken, aynı zamanda bütüne hizmet ediyor. Bazı yerlerde karşılaşılan bilimsel kavramlar göz korkutucu olabilecek nitelikteyken, yazarların bunları günlük yaşantıyla ilişkilendirme biçimi metni son derece okunur ve akıcı kılıyor. Okur, soyut teoriler arasında kaybolmak yerine, sürekli kendi hayatına dönüp bakma ihtiyacı hissediyor.
En etkileyici yanlarından biri de şu: Kitap yalnızca “anlatmıyor”, aynı zamanda düşündürüyor. Neredeyse her bölüm, okuru kendisiyle ve yaşam pratikleriyle ilgili küçük ama çarpıcı notlar almaya zorluyor. Beslenmeden ilişkilere, bedenden zihne kadar pek çok alanda, modern insanın farkında olmadan uzaklaştığı doğal ritmi hatırlatıyor.
Bu yönüyle Bir Avcı-Toplayıcının 21. Yüzyıl Rehberi, keyifli olduğu kadar verimli de bir okuma. Hızla tüketilen kitaplardan değil; altı çizilen, kenarına not düşülen, zaman zaman geri dönülen bir metin. Her bölümünde ayrı bir durak, ayrı bir fark ediş var. Kendi hayatına dışarıdan bakmak isteyen herkes için sakin ama derinlikli bir rehber niteliğinde.