Keza, bir kimsenin kavmini sevip sevmemesi durumu ile "kavmiyetçilik"birbiriyle ilgisiz şeylerdir. Yani kişiye kavmini sevmenin müsaade ve mübah kılınması, aynı zamanda kavmiyetçiliğin mübah kılındığı anlamına gelmez.
Keza kavmiyetçiler,"kişi kavmini sevmekle kinanmaz" mealindeki hadisi kendilerine rehber edinirken doğru bir söze sarılıyorlar, fakat bu doğruyu batıl bir yola ve batılı bir amaca yöneltiyorlar.
Günümüzde insanın bağlanmak zorunda bırakıldığı putların sayısı putperest devirlerdeki putlardan daha az değildir. Bir putpereste, taptığı taşın ona zarar ya da fayda getirmeyeceğini ona inandırabilmek belki daha kolaydı. Fakat günümüz putperestliğinde, insanın nefsinin derinliklerinden yakalayan öyle putlar oluşmuştur ki, insanı o putlara inanmaktan alıkoymak nefse güç gelebilir. İnsanların önüne "bilim" diye bir put konulmuşsa, bu "büyük put"un tezkiye ettiği diğer putlar birbirini arkasından zincirleme sökün eder.
İktisadi refah putlaştırılmıştır. Konfor putlaştırılmıştır. Bütün bunlar ve benzerleri günlük hayatımızın en küçük ayrıntılarına kadar nüfuz sahibi kılınmıştır. Bütün bu putlar, neticede Allah'ın yasak ettiği fiil ve amelleri meşru kılma yolunda kullanılır olmuştur. İktisadi refahı put haline getirdikten sonra, bu putun tezkiyesi ile insanların, örneğin aile planlaması adı altında çocuk öldürmeye inandırmak kolaydır. Seks put haline getirilince fuhşu meşrulaştırmak ve yaygınlaştırmak kolaydır. Birtakım "bilimsel akım"ları bu tayini getirdikten sonra, insanları bu put için cinayete iteklemek kolaydır.
Bütün bu putları hayatımızın dışına atmak, şimdiki zihni şartlandırmalardan kafamız boşalandırmakla mümkün kılınabilir. Bu işin ilk adımı Müslüman olarak Çağdaş putlarla uzlaşmayı reddetmekle başlar.
Yunus Emre, ünlü beytinde:
"İsteyene ver cenneti/ bana seni gerek seni" derken, Allah rızası kavramını dile getirmiş oluyordu.
Burada şu inceliği vurgulamak gerekiyor: Karşılık beklemeden, amellerini salt Allah'ın rızası için Eda ederek Allah'ın rızasına Nail olanlar, Allah'ın vaat ettiklerini umarak amel işleyenlerin oldukları bütün nimetlere ulaşırlar, belki biraz da fazlasıyla.
Yunus Emre için şimdi andığımız beytinde Cennet, cemahullah yanında küçük bir nimet olarak göründüğü için, aslında daha büyüğüne talip olmaktaydı.