"Düzen ve düzenlilik meselesi bu. Her şeyi dikkatle sıraya dizmelisin. Küçük bir nokta sıraya uymuyor mu? Bunu bir tarafa atmamalı, aksine bu noktayı iyice incelemelisin. Sence anlamsız olabilir, ama aslında belki de çok önemlidir."
Şimdi gözümün önündeki görüntüler renkli kırları andırıyor. Korkacak bir şey yok. Kırlarda koşuyorum. Sanki bir deniz kentinde yaşamıyorum. Hep kırlar.
Atlas Sineması'na gidiyoruz. Kocaman bir salon. Filmi unutmadım. Müfettiş. Sinema çıkışında Süm kestane kebabı satın alıyor. Kent yaşamına alışmış. Koşulları hızlı bir gerçekçilikle benimsiyor. Oysa ben henüz taşra bahçelerinin erik ağaçları altındaki durgunluktayım.