Ama hep ne yapacağının söylenmesini isteyen bir canlı türüne liderlik etmek ne tehlikeliydi. İnsanlar talepleriyle nelere yol açtıklarının farkında değildi. Liderler hata yapardı. Bu hatalar da liderlerini sorgusuz sualsiz takip eden kişilerin sayısı oranında katlanır ve kaçınılmaz olarak büyük felaketlere yol açardı.
İnsanların sözleriyle inkar etseler de davranışlarıyla sergiledikleri derin bir davranış kalıbı var. Güvenlik ve huzur, barış istediklerini söylüyorlar. Ama bunu söylerken bile kargaşanın ve şiddetin tohumlarını atıyorlar.
İnsanlar eşit yaratılmaz ve her birinin farklı yetenekleri olurdu. Ayrıca farklı deneyimler yaşarlardı. Bu yüzden de ortaya farklı değerlerde insanlar çıkardı.
Yürütme erki kimin elindeyse kanunlar da daima onun yanındadır. Bu işin ahlakla ya da yasal ayrıntılarla bir ilgisi yoktur. Tüm mesele şudur: Sopa kimin elinde?