O zaman İzmir'de Fethullah Gülen ve Nurcular, Özal'a destek vermediler, hatta MSP'ye tepkileri yüzünden Özal'ın aleyhinde çalıştılar. O da etkili oldu bence kazanamamasında.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Milli Nizam ismini ilk gündeme getiren Eşref Edip Fergan'dır.
...
Eşref Edip Fergan geliyor diyor ki "Yeter artık, bu kadar müzakere yeter! Partinin adı "Milli Nizam" olacak. Bu Akif'in (M. Akif Ersoy) kurmak istediği hayalindeki partidir."
Kolay olmadı tabi. askeriyeyi ikna etmek için terörün cirit attığı dağlarda üç ay yatıp kalktıklarını biliyorum. Bir gün Özdemir aradı "Görüşmemiz lazım" dedi ve Ankara'ya geldi. İlk İHA'ları üretmeye başlamışlardı. "Biz" dedi "bunları üretiyoruz ama hükümetle bir türlü irtibat kuramıyoruz, ne yapabiliriz?" Erbakan Hoca hayattaydı, Ak Parti iktidara gelmiş ve Vecdi Gönül Milli Savunma Bakanı olmuştu. Vecdi Bey'i Sivas'tan tanıyordum hemşehrimdi. Özdemir'e dedim ki "Ben Vecdi'yi arar, seni görüştürürüm ama çare olur mu, emin değilim. Bence asıl bu işe sahip çıkması için askeriyenin içinden birini bulmak lazım. En azından bir generalin bu işi sahiplenmesi lazım. Bu generalin rütbesi orgeneral olursa daha iyi olur, ordu komutanı olursa daha iyi olur, Genelkurmay başkanı olursa aliyyu'l ala olur." Vecdi Bey'i aradım, meseleyi anlattım. Bir süre sonra döndü, Savunma Sanayi Müsteşarıyla görüşmüş, ona havale etti. Askeriyeyle ilgili ilk temas öyle başladı.
Gümüş motorla alakalı ilk düşünce Almanya'da staj yaptığı sırada Zirai Donanım Kurumu'nun verdiği siparişleri görünce aklına geliyor ve biz bunları kendimiz yaparız diyor. Sonra Türkiye'ye dönünce bu fikrini Kotku Hazretlerine açıyor.
-Bu ruhta İskenderpaşa ve Mehmet Zahit Kotku Hazretlerinin etkisi neydi efendim?
-Hoca Efendinin çevresinde gerçekten çok iyi yetişmiş, çok zeki gençler vardı. Kimi mühendis, kimi ekonomist, kimi sosyolog... Mesela meşhur sosyologlarımızdan Nurullah Topçu da bunlardan biridir. Biliyorsunuzdur, Nurettin Topçu Sorbonne Üniversitesinde doktorası kabul edilen ilk Türk'tür. Sorbonne'dan sonra İskenderpaşa Camisi'ndeki sohbetlere katılmaya başlıyor. Kotku Hazretlerinden önce orada Abdulaziz Bekkine Hoca Efendi var. Bakıyor ki sohbetlerde Hoca Efendi Batılı oryantalistlerin eleştirilerini yapıyor. Oradaki entelektüel tartışmanın seviyesini görünce şok oluyor tabi Nurettin Topçu. Sonra Bekkine Hazretlerine "Hocam bizi niye oralara gönderdiniz? Biz bu tenkitleri hiç böyle duymadık." diyor. Hakikaten o yıllarda apayrı bir havası var oranın. O halkanın en gözde öğrencilerinden birisi Erbakan Hoca. Düşünün daha yirmi yedi yaşında Türkiye'nin kendi otomobilini kendisinin yapabileceğini söyleyen gencecik bir doçent.
...
Ondan sonra yerine Mehmet Zahit Kotku Hazretleri geliyor. Yani orası sadece tesbihat yapılan, zikir çekilen bir yer değil. Öyle hurma satalım, zemzem satalım, seccade satalım gibi ticari kaygıları yok. Yeri geldiğinde Batılı filozofların tenkitlerinin yapıldığı, yeri geldiğinde yerli otomobil konusunda en kapsamlı değerlendirmelerin ele alındığı müthiş bir entelektüel ortam.