Burjuvazinin yanında işçi sınıfının aleyhine kilise kapitalist toplumda düzenin kurulmasını sağlamış, feodal dönemde de din adamları senyörlerle işbirliği yapıp serfleri alabildiğine ezmişlerdir.
...
Hegel'in Hukuki Felsefesinin Tenkidine Giriş adlı metinde 1843 yılında din halkın afyonudur demişti. 25 yaşında Marks'ın söylediği bu söz, genellikle daha sonraki bütün marksistlerin din karşısındaki tavırlarını etkilemiştir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kainatın yaratılmış olduğunu, ruhun maddeden evvel bulunduğunu savunan filozoflara idealist, evrenin ezeli (kadim) olup yaratılmadığını, ruhu da maddenin bir ürünü sayan filozoflara materyalist denir.
Hegel sisteminde itici güç olarak kabul edilen Ruhun yerine Marks'ın elinde Hegel'in oluşturduğu sistem vardı, o bunu aldı tersine çevirdi, böylelikle "Diyalektik Marksizm" ortaya çıkmış oldu.
Yunan ve Roma felsefesi de Yahudiliğin geniş ölçüde etki alanı içinde gelişmiştir. Bu bakımdan Yunan, Roma ve çağdaş Batı emperyalizmini Yahudilikten ayrı düşünmek imkansızdır. İnsan, tanrı, ahiret, ırk ve sınıf kavramları bazı değişme farklılaşmalara rağmen, Batı felsefesine Yahudilik anlayışı içinde şekillenerek geçmiştir.
Gerçek komünist toplumda devlet ve din bulunmayacağından din-devlet veya laiklik türünden bir sorun olmayacağını, en azından Marksistlerin bu iddiada olduklarını görmüş oluruz.