Bundan neden anlamıyorsun ki, vazife-i asliyen hayvan gibi çabalamak değil, belki hakîki bir insan gibi, hakîki bir hayat-ı dâime için sa'y etmektir. Bununla beraber meşâğil-i dünyeviye dediğin, çoğu sana ait olmayan ve fuzûlî bir sûrette karıştığın ve karıştırdığın mâlâyanî meşgalelerdir. En elzemini bırakıp, güyâ binler sene ömrün var gibi, en lüzumsuz ma'lûmât ile vakit geçiriyorsun. Meselâ: "Zühal'in etrafındaki halkaların keyfiyeti nasıldır? Ve Amerika tavukları ne kadardır?" gibi kıymetsiz şeylerle kıymetdâr vaktini geçiriyorsun. Bediüzzaman Said Nursî
…Sevdiğin şeyler ya seni tanımıyor ya seni tahkir ediyor ya sana refakat etmiyor. Senin rağmına müfarakat ediyor. Madem öyledir; bu havf ve muhabbeti, öyle birisine tevcih et ki senin havfın lezzetli bir tezellül olsun. Muhabbetin zilletsiz bir saadet olsun.
Bediüzzaman Said Nursî