Artık, bilginin yani hakikatin temelinde tanrı değil, sorgulayan aklıyla, kendinin varlığından başka kesin olarak hiçbir şeyin varlığına emin olamayan insan oğlu vardı. Bundan böyle insan, kendisi için neyin iyi neyin kötü olacağına kendi karar verecek, nihai mutluluk için hiçbir kutsal metinin ya da gücün altında ezilmeden büyük toplumsal tasarılar öne sürebilecekti.