Seni bir arkadaş, bir patron, bir amca, bir dede, hatta (bunu çekinerek söylesem de) bir kayın peder olarak tanımak beni mutlu edebilirdi. Fakat bir baba olarak benim için fazla güçlüydün.
Artık, bilginin yani hakikatin temelinde tanrı değil, sorgulayan aklıyla, kendinin varlığından başka kesin olarak hiçbir şeyin varlığına emin olamayan insan oğlu vardı. Bundan böyle insan, kendisi için neyin iyi neyin kötü olacağına kendi karar verecek, nihai mutluluk için hiçbir kutsal metinin ya da gücün altında ezilmeden büyük toplumsal tasarılar öne sürebilecekti.