Seni seviyorum ve bir şey söylemiş olmuyorum bunu söylemekle
Ben bu yaz kokusunu bir başka zamandan anımsıyorum
ben bu yaz tadını biliyorum, terleyen aşkı
terleyen kasıkları ve şakaları biliyorum
kendimi yokluyorum, burnumu çekiyorum, yaz geçiyor
Yaz geçmeyecekmiş gibi, havada asılı duran sesler
Tembelce ulaşıyorlar hedeflerine
Yazın derin uykusu, uyuşukluğun yazı
Kaşınmanın, uzak iklimlere doğru
Yaz büyük ve ayıp bir çiçeğe benziyor
(Ben bu benzetmeyi anımsıyorum)
Dolunay çırılçıplak
(Bu benzetmeyi de)
Yaz, mezar taşları ısınıyor
Ve kertenkelelerin kanı
Saçlarımdan otlar ve kertenkeleler fışkırıyor
Yaz, bakımsız bahçler
Bakımsız havuzlar
Yaz günleri dilimde tüy bitiyor
Ve aşkın ısırgan otu
İpekten sözler üretiyorum, geleceksen gel
Sözler yorgun düşüp kalıyor yarı yolda
Aşk, ve gecenin kadifesine yazılan sözcükler
Yaz beni derin yatağına çekiyor
Ağlıyorum ve diriliyorum yeniden
Sanki Şeker Portakalı kitabındaki Zeze'yi balık halinde okumuşum gibi tatlı bir anımsatma yaşattı bende, ya da zamanında Küçük Kara Balığı insan halinde Zeze adında bir çocuk olarak okumuşum...
"Dünya çok büyük, her yerini gezemezsin."
"Olsun, gidebildiğim kadar giderim."
Küçük Kara Balık
"Daha çok anlat” dedim.
“Hoşuna gidiyor mu?”
“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“Gider gibi yaparız."
Zeze - Şeker Portakalı
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Beyaz Balina Yayınları · 201736,8bin okunma
On bir bin dokuz yüz doksan dokuz küçük balık, "İyi geceler!" deyip yatmaya gitti. Nine de uyudu. Ama küçük kırmızı bir balık ne yaptı ne ettiyse uyuyamadı, sabaha kadar denizi düşündü durdu...